<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-5748142287223188849</id><updated>2011-04-21T22:13:31.877-07:00</updated><title type='text'>KİTAP ÖZETLERİ</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://burgeesra.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5748142287223188849/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://burgeesra.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>ESRABURGE</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>23</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5748142287223188849.post-4258142928614872874</id><published>2008-07-27T13:30:00.000-07:00</published><updated>2008-12-10T14:07:24.593-08:00</updated><title type='text'>İki Yeşil Susamuru</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_NFCIPgVEgr8/SIzb6BBB9WI/AAAAAAAAAFk/DAlqkKdhyeY/s1600-h/susamuru.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5227795057221956962" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_NFCIPgVEgr8/SIzb6BBB9WI/AAAAAAAAAFk/DAlqkKdhyeY/s400/susamuru.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Kitabın adı:İki Yeşil Susamuru&lt;br /&gt;Kitabın yazarı:Buket Uzuner&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘İki yeşil Susamuru yaşadığımız dünyaya,aşka,çevre sorununa alternatif çözümler arayan aydın ve farklı bir çiftin hikayesi,bir modern zamanlar romanıdır.’diyor yazar kitabının arka sayfasında.Ne kadar modern olduğu bilinmez ama ben hikayeyi çok ilginç buldum.Gerçek bir olayı Buket hanım kitap haline getirmiş.Aslında böyle olması istenmişte denilebilir.Kitabın kahramanı Nilsu Baran adında ki bayan Buket hanıma gelerek bir dosya verir ve bu benim hayat hikayem roman olarak yazar mısınız ricasında bulunur.Hikayeyi ilginç bulan yazar başlar yazmaya fakat hikayenin yarıda kesildiğini gören yazar bunun bir sır olabileceğini ve belki de bu sırrı kendisinin çözmesinin gerektiğini düşünür.Nilsu Baran’a ulaşamaz sanki kadın sır olmuştur.Fakat hikayede bir yazarın adı geçer.Neyyire Gömüç.Tanıdık bir yazar olduğu için rahat bulur, bu kitaptan bahsettiğinde Neyyire hanım o an fenalaşır ve Buket hanımı evden kovar.Bu anlatılanlar gerçek olduğu için paylaşmak istedim.Nasıl bittiği ise kitapta saklı bu kadar ip ucu yeter…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine bir kadın yazar okuduğum için çok mutluyum ve çok beğendim.&lt;br /&gt;Tavsiyemdir!&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5748142287223188849-4258142928614872874?l=burgeesra.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://burgeesra.blogspot.com/feeds/4258142928614872874/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5748142287223188849&amp;postID=4258142928614872874' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5748142287223188849/posts/default/4258142928614872874'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5748142287223188849/posts/default/4258142928614872874'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://burgeesra.blogspot.com/2008/07/iki-yeil-susamuru.html' title='İki Yeşil Susamuru'/><author><name>ESRABURGE</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_NFCIPgVEgr8/SIzb6BBB9WI/AAAAAAAAAFk/DAlqkKdhyeY/s72-c/susamuru.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5748142287223188849.post-87910189964882223</id><published>2008-07-27T13:15:00.000-07:00</published><updated>2008-12-10T14:07:24.962-08:00</updated><title type='text'>BEYAZ GEMİ</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_NFCIPgVEgr8/SIzXmNOJ_bI/AAAAAAAAAFc/v3hdkfdqU_I/s1600-h/beyaz+gemi.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5227790318854340018" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_NFCIPgVEgr8/SIzXmNOJ_bI/AAAAAAAAAFc/v3hdkfdqU_I/s400/beyaz+gemi.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Kitabın adı:Beyaz Gemi&lt;br /&gt;Kitabın yazarı:Cengiz Aytmatov&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kitabı seçmemdeki sebep ne kitap hakkında olumlu bir yorum duymam nede yazar hakkındaki düşüncülerimdir.Okumamdaki tek sebep Aytmatov öldüğünde hakkında çok konuşulmasıdır.Sadece meraktandır bu çırpınışım… Romanın kahramanı yedi sekiz yaşlarında bir çocuktur.Kitap,çocuk ve onun ailesi hakkındaki olaylardan oluşur.Kitap masal ve efsanevidir aslında…Çünkü romanda, olmayan gerçek dışı bir olaya inanırlar.Boynuzlu maraz ana adındaki bir geyiğe inanırlar ve onun çocukları olduklarını düşünürler.Ben gerçek dışı olan böyle hikayelerden pek hoşlanmıyorum.Kitabı bitirdiğimde harcadığım vakit için pişman oldum fakat bu yazarı okuyup tanımaktan da memnun ayrıldım kitaptan. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5748142287223188849-87910189964882223?l=burgeesra.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://burgeesra.blogspot.com/feeds/87910189964882223/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5748142287223188849&amp;postID=87910189964882223' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5748142287223188849/posts/default/87910189964882223'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5748142287223188849/posts/default/87910189964882223'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://burgeesra.blogspot.com/2008/07/beyaz-gemi.html' title='BEYAZ GEMİ'/><author><name>ESRABURGE</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_NFCIPgVEgr8/SIzXmNOJ_bI/AAAAAAAAAFc/v3hdkfdqU_I/s72-c/beyaz+gemi.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5748142287223188849.post-1463405123983425450</id><published>2008-07-08T03:22:00.000-07:00</published><updated>2008-12-10T14:07:25.870-08:00</updated><title type='text'>Mahrem-i esrarımızdır öteki...</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_NFCIPgVEgr8/SHNDqc9zpCI/AAAAAAAAAFU/zyLCmNxNsGs/s1600-h/oteki_iletisim_big.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5220590789661533218" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_NFCIPgVEgr8/SHNDqc9zpCI/AAAAAAAAAFU/zyLCmNxNsGs/s400/oteki_iletisim_big.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Kitabın adı:Öteki&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Kitabın yazarı:Dostoyevski&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Dünya klasiklerini bitirmeyi amaç edinen ben yine muhteşem bir kitapla karşınızdayım.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;'Öteki'nin başkişi olduğu bir romandır Dostoyevski'nin kitabı: 'Öteki'. Dostoyevski'nin romanında esas Bay Goladkin'in yerini alan, 'öteki' olan ikizidir. Kendisiyle tıpatıp benzerlik gösteren, onunla aynı adı taşıyan, namussuz, ahlaksız, ikiyüzlü ve işini bilir 'öteki' Bay Goladkin. Ancak küçük Goladkin bir sanrıdır tabii. Güçlü bir Hıristiyan inanışına sahip olan Dostoyevski metafiziğe yüz veren yazarlardan değildir. O gizemlerini insan ruhunun temelinde bulur. Bu nedenle de kahramanı Goladkin'in Mr. Hyde'ı labaratuvar deneylerinde elde edilen biri değil, hasta bir ruhun kabusudur. Ancak roman sadece hasta bir ruhun kabuslu sanrısının hikâyesini anlatmaz. Bay Goladkin, tüm dünyaya, yabancı olan her şeye düşmandır. Sözgelimi kendine benzemez bulduğu iş arkadaşlarına, sınıfını ve dünyasını içine sindiremediği uşağı Petruşka'ya, pansiyoncu Alman kadına, Fransız romanlarına, Alman edebiyatına... Hayatın tüm kötülüklerini dış dünyada bulurken 'öteki'nin tanımı zaman zaman genişler, zaman zaman daralır. Ama durum ne olursa olsun onu en rahatsız eden küçük Goladkin'dir, kendi ikizi. İkizi kendisi olmayan her şeyi simgelemektedir gözünde ve hayatının mahvolmasına neden olan da ondan başkası değildir. Çaresizce çırpınır ondan kurtulmak için. 'Öteki', kişilik bölünmesine ilişkin bir roman olmanın yanısıra kendi içimizde yaratıp yaşattığımız, söz hakkı tanımadığımız ya da herhangi bir biçimde yüzleşmediğimiz, varlığını kabullenmeyip reddettiğimiz Dostoyevski'nin romanında kahramanın ilaçlarını içmediği küçük bir sahnede okura sezdirilir, 'öteki'nin bir kez daha her şeyi ele geçirişini anlatır. Ve bu 'öteki'nin tehdidi büyüdükçe dış dünya da tümüyle 'öteki'nin bir yansımasına dönüşür. Artık her şey, yıpratıcı endişe ve telaş dışındaki her şey 'öteki'nin tanımına girer. Ya da başka bir deyişle, rahatsız eden her şey 'öteki'nin kimliğine bürünür. Ve 'öteki' Goladkin'in kendi sanrısından öte birisi değildir. Tüm dünya aslında bir sanrı yoluyla içe alınmıştır. Oysa sanrısının etkisinde alışverişe çıktığı sahnede nasıl da keyfi yerinde biridir Goladkin, tıpkı Mr. Hyde'la balayı günlerindeki Dr. Jekyll gibi. Belki 'öteki'ni ama asıl önemlisi 'ötekileştirdiklerimizi' bir kez daha düşünmekte fayda var. Daha doğrusu ötekileşmenin getirdiği rahatlıkla, ötekileştirmenin getirdiği karabasanı ve bu ikisinin birbirine geçişinin kolaylığı üzerine... Belki daha bir cesaretle yüzleşmeliyiz onunla. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;'öteki tek celsede ölümü ister.Bir soru imidir roman sayfalarında,hatalarla kaybedilenlerle geçen yaşantılarda...karanlığa düşmüş bir çığlıktır öteki.'&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5748142287223188849-1463405123983425450?l=burgeesra.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://burgeesra.blogspot.com/feeds/1463405123983425450/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5748142287223188849&amp;postID=1463405123983425450' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5748142287223188849/posts/default/1463405123983425450'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5748142287223188849/posts/default/1463405123983425450'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://burgeesra.blogspot.com/2008/07/mahrem-i-esrarmzdr-teki.html' title='Mahrem-i esrarımızdır öteki...'/><author><name>ESRABURGE</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_NFCIPgVEgr8/SHNDqc9zpCI/AAAAAAAAAFU/zyLCmNxNsGs/s72-c/oteki_iletisim_big.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5748142287223188849.post-2377607541273902858</id><published>2008-06-30T06:29:00.000-07:00</published><updated>2008-12-10T14:07:26.026-08:00</updated><title type='text'>Ruhun artık özgür, sana dönmeyişinden belli…</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_NFCIPgVEgr8/SGjge9R95II/AAAAAAAAAFM/rpRUUobdwFY/s1600-h/yanl%C4%B1zl%C4%B1k.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5217666990759339138" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 243px; CURSOR: hand; HEIGHT: 179px" height="129" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_NFCIPgVEgr8/SGjge9R95II/AAAAAAAAAFM/rpRUUobdwFY/s400/yanl%C4%B1zl%C4%B1k.jpg" width="209" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_NFCIPgVEgr8/SGjgDgTgkHI/AAAAAAAAAFE/yxKum6tM0S4/s1600-h/yanl%C4%B1zl%C4%B1k.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Kitabın adı:Dikenli Yollar&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Kitabın yazarı:Yonca&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nereye kadar… Ne zamana kadar… Bu yolun bir bitimi olmalı. Belki de henüz hak etmiyoruzdur yarınları… Yeterince olgunlaşamadığımızın bir göstergesi olmalı inancımızı kaybetme korkusuna sahip oluşumuz.’Artık yeter!’ dediğimiz, haykırışlara boğulduğumuz üst üste yığılan birikintilerin yeni bir döngüsündeyiz. Sorguladığımız sorular bizi yeni bir sorunun kapısına bırakıyor her seferinde… Çıkış yolu olmayan bir labirentin içinde ‘ya bir çıkış varsa’ nın oyununu oynuyoruzdur kendimize… İnancın yitirilişi içinde umudun tükenişine belki de biraz biz el veriyoruz pes edercesine…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçimde yaşadığım boşluğun korkusu gözlerimde… Yaşamak istediğim yaşam boğuyor beni kendi elleriyle… Kendi istek ve arzularım hep kendimle arama girdi, beni hep kendimden uzaklaştırdı… Şimdi kendim sizim yaşamak istediğim yaşamımda… Ama özgür bile değildim, rahat da…’&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seni bendeki hiçsizliğe davet ediyorum… Sana uzanan elimde var olmayanla çağırıyorum seni… Sana hiçlikten başka sunacak hiçbir şeyim yok… Sana gel desem yine de gelirmisin? Hiçsizliğin hiçliğine…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatın elinden aldığına sahip olamadığına inandığın her ne varsa onlara; hayattan sökercesine geri alıp, sahip olman ve senden esirgenenleri başkalarından esirgememen dileğiyle…&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5748142287223188849-2377607541273902858?l=burgeesra.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://burgeesra.blogspot.com/feeds/2377607541273902858/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5748142287223188849&amp;postID=2377607541273902858' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5748142287223188849/posts/default/2377607541273902858'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5748142287223188849/posts/default/2377607541273902858'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://burgeesra.blogspot.com/2008/06/ruhun-artk-zgr-sana-dnmeyiinden-belli.html' title='Ruhun artık özgür, sana dönmeyişinden belli…'/><author><name>ESRABURGE</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_NFCIPgVEgr8/SGjge9R95II/AAAAAAAAAFM/rpRUUobdwFY/s72-c/yanl%C4%B1zl%C4%B1k.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5748142287223188849.post-8685200739128999192</id><published>2008-06-15T14:50:00.000-07:00</published><updated>2008-12-10T14:07:26.212-08:00</updated><title type='text'>BABA VE PİÇ</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_NFCIPgVEgr8/SFWW-iZnKsI/AAAAAAAAAE8/MollmV63KSg/s1600-h/baba+ve+pi%C3%A7.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5212238144881502914" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_NFCIPgVEgr8/SFWW-iZnKsI/AAAAAAAAAE8/MollmV63KSg/s400/baba+ve+pi%C3%A7.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;kitabın adı:BABA VE PİÇ&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;kitabın yazarı:ELİF ŞAFAK&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bir Türk masalın mukaddime ...ve bir Ermeni masalına...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Uzun bir aradan sonra yine bir ELİF ŞAFAK kitabıyla karşınızdayım.Kitabı telafisi olmayan bir aksamayla okudum.Bitirmek için çok beklettim sebepsizce..Yazarın bu kitabı Türkiye de çok yankı bulan ve çok tepki gösterilen bir kitap.Fakat İngiltere de ödüle aday gösterilen de bir kitap.Türk-Müslüman ve Ermeni aileleri arasında geçen,BABA VE PİÇ,İstanbul-san Francisco hattında yaşanan bir hikayedir.Ermeni ve Türk ailelerin birbirinden uzakta fakat iç içe geçmiş hayat hikayeleri anlatılıyor. Hem ermeni ailenin hem Türk ailenin arasında yaşanan ermeni soykırımı da işleniyor kitapta.yazar üçüncü göz olmayı o kadar başarmış ki Türk ailenin kültürünü ve Ermenilerin Türklere karşı tutumunu hayranlık derecesinde kaleme almış.bu kitabı elime aldığımda dikkatimi çeken tek şey kitabın kapağındaki resimdi.Sadece İçi yarılmış bir nar resmi. bir şey ne kadar bütün görünse de aslında içinde binlerce parçası yer almakta …&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hikaye Türk kazancı ailesinden olan Feride’nin bir doktor odasında yaşadıklarını anlatarak başlıyor.bir çocuk aldırma hikayesiyle..Fakat bir ezan sesiyle vazgeçen Feride’nin bundan sonraki hayatı ve ailesinin başından geçen olaylarla devam ediyor.Mesela ailede bir inanışa göre kazancı alisinin erkekleri 41 yaşına gelince bir lanetten dolayı ölüyorlar.Bu yüzden ailenin tek evladı Mustafa kaderinden kaçarcasına Amerika’ya gidiyor ve 20 yıl ailesini unutarak geri gelmiyor.Buraya kadar olan kısımda başlıkla çok bağlantı kuramadım fakat kitap ilerledikçe durumu anladım.Feride’nin Asya adında bir kızı olur fakat evde annesine teyze diye seslenmektedir.Evin içindeki bu aile bir sürü sırla yaşamayı öğrenmiştir.Bir anne ve 4 kız kardeş beraber yaşamaktadırlar.Ermeni-Türk ve Amerikalı aileler arasında gidip gelen bu hikaye çok iyi gözlemler ve bilgi birikimi sonucunda yazılmış bir eserdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Asya, Feride’nin kızı… Babasız büyüyen Asya annesine teyze olarak seslenir.&lt;br /&gt;Fakat bir gün Ömrü boyunca sırlar dünyasında yaşayan bu kız babasını 41 yaşında bir ölüm yatağında acı bir şekilde tanır…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;GÖKTEN KAFANA NE YAĞARSA YAĞSIN ASLA KÜFRETMEYECEKSİN.&lt;br /&gt;BUNA YAĞMUR DA DAHİL.&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5748142287223188849-8685200739128999192?l=burgeesra.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://burgeesra.blogspot.com/feeds/8685200739128999192/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5748142287223188849&amp;postID=8685200739128999192' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5748142287223188849/posts/default/8685200739128999192'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5748142287223188849/posts/default/8685200739128999192'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://burgeesra.blogspot.com/2008/06/baba-ve.html' title='BABA VE PİÇ'/><author><name>ESRABURGE</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_NFCIPgVEgr8/SFWW-iZnKsI/AAAAAAAAAE8/MollmV63KSg/s72-c/baba+ve+pi%C3%A7.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5748142287223188849.post-1823310652319306567</id><published>2008-03-16T13:26:00.000-07:00</published><updated>2008-12-10T14:07:27.054-08:00</updated><title type='text'>MAHREM...</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_NFCIPgVEgr8/R92F7ykssPI/AAAAAAAAAE0/L6iICB-x6K8/s1600-h/mahrem.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5178442408780411122" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_NFCIPgVEgr8/R92F7ykssPI/AAAAAAAAAE0/L6iICB-x6K8/s400/mahrem.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;kitabın adı:MAHREM&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;kitabın yazarı:ELİF ŞAFAK&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Başka bir Elif Şafak eseriyle tekrar karşınızdayım.Galiba bende takıntı oldu fakat bir yazarı ancak bir kaç kitabıyla okuduktan sonra tanıyabiliyorum.Bu kitabı biraz karışıktı.Kendi iç dünyasını yansıttığı bu kitabı biraz psikolojiye yakın bir eserdi.Sıkılmadım desem yalan olmaz.Kurduğu cümlelerde çok fazla felsefi yapı olduğu için okuyucuyu biraz zorluyor açıkçası.Hani derler ya en iyi film sonunu tahmin edemediğin filmdir diye belkide bu kitap içinde öyle düşünmek gerekir.Okunulan veya izlenilen herşey biraz düşünmeye zorlamalı diye düşünüyorum.Elif Şafak'ı okumaya devam etmem gerekiyor galiba..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Göz bebeğinin çapı gelen ışığın miktarına göre değişir.Karanlık ve uzaklık büyütür gözbebeğini,Aydınlık ve yakınlık küçültür.Aşık oluncada büyür gözbebeği;demekki aşık olunan hep uzaktadır.Aradaki mesafenin verdiği acıyı azaltmak için,maşuka 'gözbebeğim!'diye hitap edilir.&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Aradaki mesafelerin olmaması dileğiyle...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5748142287223188849-1823310652319306567?l=burgeesra.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://burgeesra.blogspot.com/feeds/1823310652319306567/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5748142287223188849&amp;postID=1823310652319306567' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5748142287223188849/posts/default/1823310652319306567'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5748142287223188849/posts/default/1823310652319306567'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://burgeesra.blogspot.com/2008/03/mahrem.html' title='MAHREM...'/><author><name>ESRABURGE</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_NFCIPgVEgr8/R92F7ykssPI/AAAAAAAAAE0/L6iICB-x6K8/s72-c/mahrem.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5748142287223188849.post-2046911532788323225</id><published>2008-02-22T03:57:00.000-08:00</published><updated>2008-12-10T14:07:27.127-08:00</updated><title type='text'>'insanoğlu açıklık bir tarlada doğar,karanlık bir ormanda ölür.'</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_NFCIPgVEgr8/R765pI0apOI/AAAAAAAAACU/vcp0JGCq8cI/s1600-h/yakamdakiyuzlercandundar.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5169773538661016802" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_NFCIPgVEgr8/R765pI0apOI/AAAAAAAAACU/vcp0JGCq8cI/s400/yakamdakiyuzlercandundar.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;KİTABIN ADI: YAKAMDAKİ YÜZLER&lt;br /&gt;KİTABIN YAZARI: CAN DÜNDAR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Evde bir çekmecede duruyor, yitirdiklerimin kara çerçevelere hapsedilmiş yüzleri…&lt;br /&gt;Her bir yüzün üzerinde onları hüzünlü bir cenazede ceketimin yakasına rapteden toplu iğne izleri…&lt;br /&gt;Kimini ecel denilen meçhul nehre bırakmışım kendi ellerimle…&lt;br /&gt;Kimini hain saldırılar almış benden; kalleşçe…&lt;br /&gt;Kimi vakitli gitmiş, sırasız ölmüş kimi…&lt;br /&gt;Oğlunu gömmüş babalar, finalini hazırlamış ressamlar, son yolculuğa şiirlerle uğurlanmış dostlar…&lt;br /&gt;Her birinin öyküsünde ayrı bir yaşam dersi bulduğum kahramanlarım…&lt;br /&gt;Kendileri de yakalarında yüzlerle gidiyorlar. Ve kalbimin kabrinde yan yana yatıyorlar…&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;Yazının başında yazarın yazısıyla başlamak istedim. Kitabın adını ilk okuduğumda pek fazla bir şey anlamamıştım açıkçası… Çünkü ben Can Dündar’ı hep romantik yazılar yazan biri olarak tanımıştım. Fakat kitabını ilk defa okudum. Bu kitabında Yazarın hayatında yer alan hocalarının, meslektaşlarının, dostlarının ve akrabalarının nasıl yaşadıklarını ve nasıl öldüklerini anlatıyordu. Kitabın konusu kısacası; ÖLÜMDÜ… Köşe yazılarının da yer aldığı bu kitapta çok fazla tanımadığım isimler yer alıyor. Fakat bir yandan da Ahmet Kaya’dan Aziz Nesin’ e Ecevit’ten Cem Karaca’ya Hrant Dink’ten Kemal Sunal’a Leydi Diana’dan Melih Kibar’a Kadir Has’tan Zeki Müren’e kadar da tanıdık isim yer alıyor. Yazar, Bu kişilerin mesleklerini, Dündar ile olan ilişkilerini ve ölüm anlarını anlatıyor.&lt;br /&gt;Belki isimleri tanımadığım için beklide ölümün adını duyduğum için midir bilmem ama kitabı çok severek okuyamadım. Yanlız Melih Kibar’ın hayat arkadaşının ölümünün ardından yazdığı bir ağıt ve birkaç ay sonra aynı hastalıktan ölmesi çok dikkatimi çekmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;‘Çoban yıldızına baktım bu gece… ve güldüm gökyüzüne… Ölümlere… Bile bile…’&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5748142287223188849-2046911532788323225?l=burgeesra.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://burgeesra.blogspot.com/feeds/2046911532788323225/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5748142287223188849&amp;postID=2046911532788323225' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5748142287223188849/posts/default/2046911532788323225'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5748142287223188849/posts/default/2046911532788323225'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://burgeesra.blogspot.com/2008/02/insnaolu-aklk-bir-tarlada-doarkaranlk.html' title='&apos;insanoğlu açıklık bir tarlada doğar,karanlık bir ormanda ölür.&apos;'/><author><name>ESRABURGE</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_NFCIPgVEgr8/R765pI0apOI/AAAAAAAAACU/vcp0JGCq8cI/s72-c/yakamdakiyuzlercandundar.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5748142287223188849.post-4201659529207843140</id><published>2008-02-10T13:27:00.000-08:00</published><updated>2008-12-10T14:07:27.353-08:00</updated><title type='text'>‘Ölmeden önce ölenler var ya, işte onlar küçük harfle aşktan büyük harfle AŞK’a geçerler.’</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_NFCIPgVEgr8/R69t2I0apNI/AAAAAAAAACM/F9f_Wz6m7L0/s1600-h/sut3.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5165468074464945362" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_NFCIPgVEgr8/R69t2I0apNI/AAAAAAAAACM/F9f_Wz6m7L0/s400/sut3.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Kitabın adı: SİYAH SÜT&lt;br /&gt;Kitabın yazarı: ELİF ŞAFAK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadın yazarlara karşı her zaman bir hayranlığım olmuştur.Sakın Feminist olduğumu düşünmeyin ama kendilerini anlatış biçimleri ve benzetmeleri gerçektende hayranlık uyandırıcı..Bu kitap kadınlığın,kadınların hayatının kasvetli ve karanlık ama son tahlilde geçici bir dönemiyle ilgili.&lt;br /&gt;Herkesin içinde de bir içten sesler korosu yok mu? Ne yapmamızı söyleyen, bir diğeri yapılmaması gerekeni anlatan sesler… Mesela sürekli kariyerimizle alakalı,okumamız gereken kitapları anlatan, mantıklı şeyler söyleyen Sinik Entel hanım,bazen de süse düşkün ve daha fazla gösterişe meraklı bir Saten Şehvet hanım yok mu mesela…Bir diğer ses de sürekli hırslarının peşinden git diye söylenen, yükselmek için çabalamamızı isteyen Hırs Nefes hanım.Bir diğer tarafta da daha duygusal,annelik yönümüzün ağır bastığı gerçektende bazen anne olmak istediğimizi hatırlatan Anaç Sütlaç hanım..Bu sesler korosunda bulunan bir diğeri ise bu dünyayı değil de diğer tarafı düşünmemiz gerektiğini ve her zaman haktan yana olmamızı söyleyen,başımızdaki dertler için sınavdır geçer diye bizi rahatlatan Can Derviş hanım...Bir diğer tarafta ise her işimizi pratik olarak kısa yönden bitirmemiz için başımızı kemiren Pratik akıl hanım.. Yazarın anlattığı içindeki sesler korosu sakinleri bunlar. Aslında hepimizin içinde içimizden sesler korosu yok mu sanki. Her zaman bizi rahatsız eden beklide kararsız kılan sesler fakat bazen de doğru şeyleri söyleyen bir sürü parmak hanımlar. Fakat Yazar o kadar güzel tanımlamış ve onlara öyle isimler vermiş ki kitabı okurken çok zevk aldım. Bir an benim içimdeki sesler korosu da bundan cesaret alarak konuşmaya başladılar. Özellikle Sinik Entel Hanım başımın etini yedi sende böyle şeyler yazabilirsin ama daha fazla kitap okuman ve bu kitapları bitirmen lazım diye…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;‘Sen hiç elinde oltayla denize koşan balıkçı gördün mü? Göremezsin. Çünkü balık kovalamaz balıkçı dediğin. Bekler ki balık kendine gelsin.’&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5748142287223188849-4201659529207843140?l=burgeesra.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://burgeesra.blogspot.com/feeds/4201659529207843140/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5748142287223188849&amp;postID=4201659529207843140' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5748142287223188849/posts/default/4201659529207843140'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5748142287223188849/posts/default/4201659529207843140'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://burgeesra.blogspot.com/2008/02/lmeden-nce-lenler-var-ya-ite-onlar-kk.html' title='‘Ölmeden önce ölenler var ya, işte onlar küçük harfle aşktan büyük harfle AŞK’a geçerler.’'/><author><name>ESRABURGE</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_NFCIPgVEgr8/R69t2I0apNI/AAAAAAAAACM/F9f_Wz6m7L0/s72-c/sut3.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5748142287223188849.post-910264044731731921</id><published>2008-01-13T09:39:00.000-08:00</published><updated>2008-12-10T14:07:27.456-08:00</updated><title type='text'>YOLCULUK NEREYE HEMŞERİM??</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_NFCIPgVEgr8/R4pNtEXAtjI/AAAAAAAAACE/crgSPnKt01U/s1600-h/gulse_birsel1_b.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5155018160138663474" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_NFCIPgVEgr8/R4pNtEXAtjI/AAAAAAAAACE/crgSPnKt01U/s400/gulse_birsel1_b.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Kitabın adı: YOLCULUK NEREYE HEMŞERİM?&lt;br /&gt;Kitabın yazarı: GÜLSE BİRSEL&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;Yine bir Gülse Birsel kitabıyla karşınızdayım. Bir çırpıda iki kitabını da zevkle okudum. Fakat bu kitabı diğerlerinden farklıydı. Biraz daha duygusal yaklaşmış olaylara. Hele bir yazısı kalbimden vurdu. Sanki Gülse Hanım Düşün-Taşın kulübünü biliyormuş ve yaptığımız şeylere destek oluyormuşcasına bizi destekleyen bir yazı yazmış. Herkesin kitap okuması gerektiğini vurguluyor defalarca. Kendisi 3,5–4 yaşlarında okumayı öğrenmiş. Ayşegül adlı bütün hikâye kitaplarını babası sayesinde bitirmiş. O kadar çok okumuş ki iki günde bir kitap bitirmiş. En sevdiği yazarında Ömer Seyfettin olduğunu dikkatle vurguluyor. Hala kitap okumanın heyecan verdiğini anlatıyor yazısında. Bir cümlesinde ise verdiği mesaj çok etkili;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;‘hatırım için çocukları kitap fuarına götürün. İnanın ‘’oha falan oldum’’ demekle bozulmaz Türkçeleri, ama kitap okumazlarsa o zaman toptan yandık!’&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Anladım ki her başarılı insanın hayatında kitap önemli bir yer alıyor. Zaten bu kadar başarılı, zeki ve bu kadar da sıra dışı işlerin meydana gelmesi okuduğumuz kitaplarla orantılı oluyor.&lt;br /&gt;Bundan önceki zamanlarda kitap okumaya önem versemde bu kadar çok okumadım. Birçok kitap okumama vesile oldukları için ve öğrendiğim bilgiler için Düşün taşın kulübüne ve o kulübün kurulmasını sağlayan, bizim sıra dışı işler yapmamıza sebep olan sayın başkanıma huzurunuzda teşekkür etmek istiyorum. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5748142287223188849-910264044731731921?l=burgeesra.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://burgeesra.blogspot.com/feeds/910264044731731921/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5748142287223188849&amp;postID=910264044731731921' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5748142287223188849/posts/default/910264044731731921'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5748142287223188849/posts/default/910264044731731921'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://burgeesra.blogspot.com/2008/01/yolculuk-nereye-hemerim.html' title='YOLCULUK NEREYE HEMŞERİM??'/><author><name>ESRABURGE</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_NFCIPgVEgr8/R4pNtEXAtjI/AAAAAAAAACE/crgSPnKt01U/s72-c/gulse_birsel1_b.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5748142287223188849.post-5752963588637123501</id><published>2008-01-13T01:24:00.000-08:00</published><updated>2008-12-10T14:07:27.613-08:00</updated><title type='text'>'Titrerim mücrim gibi baktıkça istikbalime!'</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_NFCIPgVEgr8/R4nZ0UXAtiI/AAAAAAAAAB8/PDlwMd5p4xE/s1600-h/80902.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5154890741343893026" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_NFCIPgVEgr8/R4nZ0UXAtiI/AAAAAAAAAB8/PDlwMd5p4xE/s400/80902.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Kitabın adı: HALA CİDDİYİM&lt;br /&gt;Kitabın yazarı: GÜLSE BİRSEL&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gülse Birsel ismini hep takdirle anmışımdır. İlk g.a. g programını seyretmiştim o zamanlar. Anlatımı çok farklıydı ama nedense yazılı bir metinden okuduğunu zannetmiştim. Daha sonra benim Favori dizim Avrupa Yakasında senarist ve oyuncu olarak karşıma çıktı. O sıralar arkadaşlarımdan hep yazarın bu kitaplarını aradım. Çok aramama rağmen beklemediğim bir anda beklemediğim bir şekilde kitaplarına sahip oldum. Dolayısıyla bu kitap daha fazla önem kazandı benim gözümde.&lt;br /&gt;Boğaziçi ekonomi mezunu, Amerika’da sinema üzerine mastır yapmış olan yazar, bu kitabında köşe yazılarını bir araya toplamış. İlk sayfada özgeçmişini okuduğumda bir cümlesi dikkatimi çekti.’her kitapta özgeçmişinin daha da uzamasından endişe duymaktadır.’Bu cümle kendine ne kadar çok güvendiğinin göstergesidir bence. Köşe yazılarında ise kendi hayatına kimsenin görmediği bir başka kapıdan bakmış. Çok az uyuduğunu ve çok okuduğunu öğrendim. Bütün dizinin bölümlerini ve reklâm metinlerini kendi yazdığını anlatmış kitabında. Hayatında olan olaylara mizahi yönden o kadar güzel yaklaşmış ki belki o gibi olaylarla biz günde on defa karşılaşıyoruz. Fakat yazar anlatımına benzetmeler ve mizahı katarak ortaya mükemmel bir kitap çıkmış. Hayatında başarılı, zeki ve yetenekli kadınlara hep takdir eder ve örnek almaya çalışırım. Buyurun okumaya…&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ancak, çok iyi okuyan kendini çok iyi anlatır ve onu kelimeler döker.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5748142287223188849-5752963588637123501?l=burgeesra.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://burgeesra.blogspot.com/feeds/5752963588637123501/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5748142287223188849&amp;postID=5752963588637123501' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5748142287223188849/posts/default/5752963588637123501'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5748142287223188849/posts/default/5752963588637123501'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://burgeesra.blogspot.com/2008/01/titrerim-mcrim-gibi-baktka-istikbalime.html' title='&apos;Titrerim mücrim gibi baktıkça istikbalime!&apos;'/><author><name>ESRABURGE</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_NFCIPgVEgr8/R4nZ0UXAtiI/AAAAAAAAAB8/PDlwMd5p4xE/s72-c/80902.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5748142287223188849.post-2046179410315934024</id><published>2008-01-02T10:44:00.000-08:00</published><updated>2008-12-10T14:07:27.706-08:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_NFCIPgVEgr8/R3vcOUXAthI/AAAAAAAAAB0/A7POFZ7hlIE/s1600-h/b-49425-zenciler.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5150952737369798162" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_NFCIPgVEgr8/R3vcOUXAthI/AAAAAAAAAB0/A7POFZ7hlIE/s320/b-49425-zenciler.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;&lt;strong&gt;Kitabın adı: KARA ELBİSEDEKİ LEKELER&lt;br /&gt;Kitabın yazarı: İHSAN ABDÜLKUDDÜS&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitap;Mısırlı, uzman bir ruh doktorunun 1950 yılında Afrika’ya yaptığı seyahatin hikayesini anlatıyor.Kitabın kapağını gördüğümde çok içimi açmadı açıkçası.fakat okumaya başladıkça bu seyahati çok beğendim.Bu doktorun tatil için Afrika’yı seçmesi ve hayatında ilk defa karşılaştığı iki farklı insanın iki farklı hastalığını konu alıyor.Bir gün hotelin kapısının çalmasıyla Sami adında biriyle tanışır.Bu kişi doktora çok yardımcı olur,çok neşeli bir adamdır ama orada yasa haline gelmiş olan zencilerden nefret eder.Onların bulunduğu ortamda bulunmaz ve gerekirse şiddet uygular.Fakat Sami, zamanla anlaşılır ki kişilik bunalımındadır.Kendi bile hatırlamadığı başka bir hayatta yaşar.Çok nefret ettiği zenci hayatını..Neden böyle davranır neden hatırlamaz?İşte bu da kitabın can alıcı noktalarından bir tanesi…Kardeşi Samiye ise,Mısırın ünlü sanatçılarından Ümmü gülsüm’e hayrandır ama sesini duyunca sinir krizleri geçirir.Ağabeyleri Selim ise evde bastırıcı bir rol oynar.Doktor için çözülmesi zor bir meseledir.Zencilere neden bu kadar karşı çıkıldığını araştırır yıllarca.bu konuda Afrika dönüşü bir çok araştırma yapar.Doktorun bu iki gizemli olayı nasıl çözdüğünü hayranlıkla okudum.&lt;br /&gt;Kitap boyunca sadece bir şeyi düşündüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben bir ruh doktoru olsaydım sorunlara nasıl çözüm getirirdim? Ya siz?Bir düşünün bakalım&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5748142287223188849-2046179410315934024?l=burgeesra.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://burgeesra.blogspot.com/feeds/2046179410315934024/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5748142287223188849&amp;postID=2046179410315934024' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5748142287223188849/posts/default/2046179410315934024'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5748142287223188849/posts/default/2046179410315934024'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://burgeesra.blogspot.com/2008/01/kitabn-ad-kara-elbisedeki-lekeler.html' title=''/><author><name>ESRABURGE</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_NFCIPgVEgr8/R3vcOUXAthI/AAAAAAAAAB0/A7POFZ7hlIE/s72-c/b-49425-zenciler.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5748142287223188849.post-2370961483216500572</id><published>2007-12-14T21:51:00.000-08:00</published><updated>2008-12-10T14:07:27.832-08:00</updated><title type='text'>'Günaydın Anneciğim,rüya var mı?' 'Ben rüya oldum,kendim'</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_NFCIPgVEgr8/R2NryUXAtgI/AAAAAAAAABs/mdkZxx_igYc/s1600-h/300px-Annembelkis.gif"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5144073711590094338" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_NFCIPgVEgr8/R2NryUXAtgI/AAAAAAAAABs/mdkZxx_igYc/s320/300px-Annembelkis.gif" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;Kitabın adı: ANNEM BELKIS&lt;br /&gt;Kitabın yazarı: GÜNDÜZ VASSAF&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gündüz Vassaf, annesi Belkıs hanımın hayatını yazdığı bu kitapta imparatorluğun son yıllarında Balkanlardaki katliamdan kurtulabilen Rumeli göçmenlerinin günlük yaşantısını, İstanbul’da yalnız yaşayan bir genç kadının hikâyesini konu alıyor.&lt;br /&gt;Gerçek bir hayat hikâye olması en çok dikkatimi çeken yönlerden bir tanesi... Belkıs hanımın dilinden yazılan bu kitap, Balkanlardaki o zor günlerden sonra Türkiye’deki yaşantıya nasıl ayak uydurduklarını ve Belkıs hanımın bütün akrabalarıyla ilişkisini ve kültürünü yansıtıyor. Belkıs Hanım o kadar sıra dışı bir kadın ki Ustrumca’da o yıllarda okuyan tek kız. Çünkü o yıllarda kızların okuma-yama öğrenmesine karşı çıkılıyormuş bunun sebebi ise erkeklerle arasında oluşacak iletişimi engellemek gönderilen mektupları okumamalarını sağlamamış. Fakat Belkıs hanım’ın ailesi o kadar güngörmüş ki insanlarmış ki ailede okuyan tek kız olma unvanına kavuşmuş. II. dünya savaşı yıllarında Harvard’da erkekler arasında psikolog okuyan tek kadın Amerikanın bir hastanesinde yıllarca psikologluk yapar.&lt;br /&gt;Kitapta ailenin bütün fertlerinin fotoğrafı yer alıyor. Yaşanmış hikâyeleri her zaman ibret vericidir. Gündüz Vassaf annesini onun dilinden öyle güzel anlatmış ki sanki o dönemde yaşıyorsunuz. Bir kadının hayatla olan mücadelesini okurken bir tarih yolculuğuna çıkıyorsunuz. Bu yolculuğa sizi de davet ediyorum…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘Belkıs Hanım istediğiniz bir şey var mı?’&lt;br /&gt;’kendimi bulmak’&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5748142287223188849-2370961483216500572?l=burgeesra.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://burgeesra.blogspot.com/feeds/2370961483216500572/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5748142287223188849&amp;postID=2370961483216500572' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5748142287223188849/posts/default/2370961483216500572'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5748142287223188849/posts/default/2370961483216500572'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://burgeesra.blogspot.com/2007/12/gnaydn-anneciimrya-var-m-ben-rya.html' title='&apos;Günaydın Anneciğim,rüya var mı?&apos; &apos;Ben rüya oldum,kendim&apos;'/><author><name>ESRABURGE</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_NFCIPgVEgr8/R2NryUXAtgI/AAAAAAAAABs/mdkZxx_igYc/s72-c/300px-Annembelkis.gif' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5748142287223188849.post-6798170068546086268</id><published>2007-11-25T08:01:00.000-08:00</published><updated>2008-12-10T14:07:28.102-08:00</updated><title type='text'>Bir şey değil,yeni bir şey söylemek için...</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_NFCIPgVEgr8/R0mlxgmv36I/AAAAAAAAABk/5x7_PdXfYdM/s1600-h/acik_kitap.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5136819119977389986" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_NFCIPgVEgr8/R0mlxgmv36I/AAAAAAAAABk/5x7_PdXfYdM/s320/acik_kitap.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;kitabın adı:Cümle Kapısı&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;kitabın yazarı:Nazan Bekiroğlu&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;''Kelimeyle değil,cümleyle düşündüğümü fark ettim ben.Muhal farz bile olsa her şeyi özetleyecek bir cümle' tutkum, mana birimimin cümle olmasından.Karmaşık cümlelerle konuşmayı sevmem, öyle düşünmemden.Başka türlü anlatamıyorum,bu yüzden mazurum ben.''&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Lisede bir çok deneme türü okudum.Bu kitabı da yazarını çok beğendiğim için aldım.Yazar bir çok farklı konulara değinerek kendi yorumuyla anlatmaya çalışmış.Nazım Hikmet'ten tutunda bugünün cezaevlerinden osmanlı dönemindeki zindanlara,eski dönemdeki işlenen suçlardan şairlerin ömürlerini nasıl karanlık bir oda da geçirdiğine kadar,zindanlardaki işkencelerden unutulmayan aşklara kadar bir çok ilgili yada farklı konularda kendi üslübuyla yazılmış yazılar.kitaptan bir bölüm paylaşmak isterim sizinle.ömrünü zindanda geçiren yazar Nihal Atsız...Askeri tıpbiyeden atılmış,edebiyat fakültesi asistanlığından ilişiği kesilmiş,edebiyat öğretmeni iken birkaç kez uzaklaştırma almış,çıkardığı dergi kapatılmıştı.Başbakana yazdığı mektupla hakkında 'hakaret davası'açılmış ve tutuklanmıştı.Kaldığı süre zarfında zindanın ne demek olduğunu anladı:&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;acaba yaşlımı kara gözlerin&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;içimde bir derin yara gözlerin&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;daldı mı uzak bir yere gözlerin&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;görmüyor,bilmiyor,bilemiyorum&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;günleri sayamam geceler iner&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;beklerim geceyi yıldızlar söner&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;gizli bir yaram var durmayıp kanar&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;neresi?bulupta silemiyorum&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;ulaşsada sana yolların ucu&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;varmaya yetmiyor Atsız'ın gücü&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;içimde dururken bu kadar acı&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Hala yaşıyorum ölemiyorum..&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Aslında deneme türü yazılar biraz sıkıcı oluyor ve bu kitapta da zaman zaman çok sıkıldım,bitirmek için çok uğraştım ama biraz derin düşününce yazarın farklı pencereden baktığına ve cümlelerle nasıl oynadığını fark ettim.Yazar adeta kalemiyle oynuyor kitabını yazarken.. bunu anladım..&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Cümle kapısı.kapalı bir kapı aslında.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Nur'un babasına son cümlesi,esamenin ateşe düştüğü an.Kime nasıl anlatayım?&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5748142287223188849-6798170068546086268?l=burgeesra.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://burgeesra.blogspot.com/feeds/6798170068546086268/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5748142287223188849&amp;postID=6798170068546086268' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5748142287223188849/posts/default/6798170068546086268'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5748142287223188849/posts/default/6798170068546086268'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://burgeesra.blogspot.com/2007/11/bir-ey-deilyeni-bir-ey-sylemek-iin.html' title='Bir şey değil,yeni bir şey söylemek için...'/><author><name>ESRABURGE</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_NFCIPgVEgr8/R0mlxgmv36I/AAAAAAAAABk/5x7_PdXfYdM/s72-c/acik_kitap.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5748142287223188849.post-4124105991655715128</id><published>2007-11-09T13:03:00.000-08:00</published><updated>2008-12-10T14:07:28.257-08:00</updated><title type='text'>İstediğiniz kişiye 8 dakikada nasıl evet dedirtirsiniz?</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_NFCIPgVEgr8/RzTLz81PlLI/AAAAAAAAABc/HAsI-Lv7-8A/s1600-h/82259.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5130949968845051058" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_NFCIPgVEgr8/RzTLz81PlLI/AAAAAAAAABc/HAsI-Lv7-8A/s320/82259.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kitabın adı: ETKİLEME SANATI&lt;br /&gt;Kitabın yazarı: KEVİN HOGAN&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Kitabı ilk gördüğümde başlığı çok dikkatimi çekmiştim. Diğer kişisel gelişim kitaplarına benzediğini düşünmüştüm. Karşımızdaki kişiyi nasıl etkileyeceğimizi beden dilini, giyim tarzını nasıl kullanacağımızı anlatıyordu. Kendinizin ya da bir başkasının davranışlarını değiştirmek istiyorsanız, yapacağımız ilk şey çevre koşullarını değiştirmek olduğunu söylüyordu yazar. Kitaptan size bazı önemli noktaları göstermek istiyorum. Daha fazlasını kitabı okuyarak öğrenebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kişilerin birbirlerini gördükleri ilk 4 saniye çok önemlidir. Bu ilk saniyeler kişi hakkında kesin yargılara varılıyor. Bu ilk izlenimler kişiler üzerinde önemli etkileri vardır.&lt;br /&gt;Peki ya en muhteşem ilk izlenim nasıl bırakılır? Bu soruya yazar 13 maddelik ipuçlarıyla cevap vermiş.&lt;br /&gt;1. Karşınızdaki kişiden ne fazla şık olun ne de fazla spor olun.&lt;br /&gt;2. Müşterinizin değer yargılarını tahmin edin.&lt;br /&gt;3. Karşınızdaki kişiye temiz kokun.&lt;br /&gt;4. Kişinin en çok neye önem verdiğini öğrenin.&lt;br /&gt;5. Önem sırasını dikkate alın.&lt;br /&gt;6. Ürününüzün müşteri için ne yapabileceği değil, yeterliliği sağlamak için ne yapması gerektiğini bilmektir.&lt;br /&gt;7. Kişinin konuşma hızını takip edin. Ne çok yavaş konuşun ne de çok hızlı.&lt;br /&gt;8. Karşınızdakiyle konuşurken kişiyi sağınızda tutmaya çalışın. Bu her ikinizin sol beyninizi daha faal biçimde kullanmanıza yardımcı olur.&lt;br /&gt;9. Göz seviyenizin onunkinin altında olmasına dikkat edin.&lt;br /&gt;10. Tepkilerinizi paylaşın ama ölçülü olun.&lt;br /&gt;11. Kişiyle aynı terimleri kullanın.&lt;br /&gt;12. İlgi alanlarına samimi yaklaşın.&lt;br /&gt;13. Kişinin ihtiyaçlarını belirleyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son bir nokta ise her zaman güvenilir olun. İşinizde uzman ve dürüst olursanız en güvenilir kişi olursunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Dürüstlük+uzmanlık=güvenilirlik&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5748142287223188849-4124105991655715128?l=burgeesra.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://burgeesra.blogspot.com/feeds/4124105991655715128/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5748142287223188849&amp;postID=4124105991655715128' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5748142287223188849/posts/default/4124105991655715128'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5748142287223188849/posts/default/4124105991655715128'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://burgeesra.blogspot.com/2007/11/istediiniz-kiiye-8-dakikada-nasl-evet.html' title='İstediğiniz kişiye 8 dakikada nasıl evet dedirtirsiniz?'/><author><name>ESRABURGE</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_NFCIPgVEgr8/RzTLz81PlLI/AAAAAAAAABc/HAsI-Lv7-8A/s72-c/82259.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5748142287223188849.post-2325207884087886831</id><published>2007-10-23T04:27:00.001-07:00</published><updated>2008-12-10T14:07:28.445-08:00</updated><title type='text'>UFUKLARIN SULTANI FATİH SULTAN MEHMED...</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_NFCIPgVEgr8/Rx3atq0_rMI/AAAAAAAAABU/BS38H_sAp0g/s1600-h/istanbul8ii.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5124492429143026882" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_NFCIPgVEgr8/Rx3atq0_rMI/AAAAAAAAABU/BS38H_sAp0g/s320/istanbul8ii.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;KİTABIN ADI:FATİH SULTAN MEHMED&lt;br /&gt;KİTABIN YAZARI:YAVUZ BAHADIROĞLU&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;'Fatih,en sıkışık anlarda savaş alanında yağlı paçavralı mermiyi icat edecek kadar buluşçu,askerlik hünerine sahip,hiç denizciliği olmayan bir milleti bir kaç yıl içinde dünyanın en büyük deniz gücüne sahip kılacak kadar muktedir,bir devletin her ihtiyacına yetecek kanunlar va'zedecek kadar görüş,seziş ve idare gücü olan bir devlet adamıydı;gelmiş geçmiş hükümdarlarla kıyas kabul edilmeyecek bir varlıktı' Salabris&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yavuz Bahadıroğlu'nun okuduğum ikinci kitabıydı.Osmanlı devletini ve padişahlarını ne kadar minnetle andığını ve nekadar hayran olduğunu bu kitabında tekrar anladım.Aslında yazarın buradaki tek amacı Fatih Sultan Mehmet'in ailesini,çevresini ve hocalarını anlatarak örnek insanın nasıl yetiştiğini ve nasıl terbiye aldığını bugünkü insana ayrıntılı şekilde aktarmak.Fatih gibi bir cihangir'in babası Sultan 2.Murat ve annesi Hüma Hatun.. Hocası Molla Gürani..Yazar, Sultan'ın hayatını okadar ibret verici anlatmış ki şimdiki yetişen gençlere ve ailelerine klavuz niteliğinde olmuş.&lt;br /&gt;Tahta geçtiğinde 12 yaşındaymış.Genç yaşını fırsat bilen düşmanlar ittifak kurarak Osmanlıyı zora sokmuşlar.Fatih'in babası tüm ısrarlara rağmen tahta geri dönmemiş fakat Sultan'ın tek sözüyle iş değişmiş..'eğer padişah sen isen gel ordunun başına geç,yok eğer padişah ben isem emrediyorum gel ordunun başına geç...'Böylesine güçlü böylesine zeki bir padişah...&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;ve Feth-i Mübin..&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;53 gün süren zorlu bir mücadele sonrasında,karayı deniz denizi kara yapan 21 yaşında inançlı bir padişah ile 1125 sene sonra Bizans tarihe gömülür.Artık Genç Mehmed yani Sultan Mehmed,Peygamberin müjdesi ile fethi yapan FAtih olmuştur.. FATİH SULTAN MEHMED OLMUŞTUR..&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;Enbiya vü evliyaya istinadum var benum,&lt;br /&gt;Lütf-i Hak'dandır heman ümmid-i feth ü nusratum&lt;/em&gt;...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5748142287223188849-2325207884087886831?l=burgeesra.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://burgeesra.blogspot.com/feeds/2325207884087886831/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5748142287223188849&amp;postID=2325207884087886831' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5748142287223188849/posts/default/2325207884087886831'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5748142287223188849/posts/default/2325207884087886831'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://burgeesra.blogspot.com/2007/10/ufuklarin-sultani-fatih-sultan-mehmed_23.html' title='UFUKLARIN SULTANI FATİH SULTAN MEHMED...'/><author><name>ESRABURGE</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_NFCIPgVEgr8/Rx3atq0_rMI/AAAAAAAAABU/BS38H_sAp0g/s72-c/istanbul8ii.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5748142287223188849.post-248650619879790076</id><published>2007-10-08T07:26:00.000-07:00</published><updated>2007-10-08T07:42:07.509-07:00</updated><title type='text'>Büyük zaferler büyük savaşlarla kazanılır,büyük savaşlar büyük kumandanların harcıdır!!!</title><content type='html'>kitabın adı:MALAZGİRT'TE BİR CUMA SABAHI&lt;br /&gt;kitabın yazarı:YAVUZ BAHADIROĞLU&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkesin  bildiği gibi Malazgirt Savaşı Türk tarihinin en önemli olaylarından biri..Yazarında bahsettiği gibi büyük zaferler büyük savaşlarla kazanılır,büyük savaşlar ancak büyük kumandanların harcıdır.&lt;br /&gt;Destani bir savaş;Malazgirt...&lt;br /&gt;efsanevi bir zafer...&lt;br /&gt;eşsiz bir kumandan;Sultan Alpaslan...&lt;br /&gt;islam dünyasının sahip olduğu fedakarlık timsali bir ordu...&lt;br /&gt;En güçlü silahları;bir olmak...&lt;br /&gt;Tek ortak noktaları;DİN...&lt;br /&gt;böyle bir savaştı Maalazgirt savaşı...&lt;br /&gt;yazar, hem savaşı hem orduyu hem ülkeyi hemde bu ülke için gönül vermiş Türk milletini okadar güzel bir dille anlatmış ki tarih kitaplarından sıkılan ben kitabı büyük bir zevkle okudum.&lt;br /&gt;Bir ülke uğruna nasıl canlarını ortaya koyan Türk insanının o günkü ölüm kalım savaşını,nasıl namus,haysiyet ve şereflerini koruduklarını anlatan nefis bir kitap...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5748142287223188849-248650619879790076?l=burgeesra.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://burgeesra.blogspot.com/feeds/248650619879790076/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5748142287223188849&amp;postID=248650619879790076' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5748142287223188849/posts/default/248650619879790076'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5748142287223188849/posts/default/248650619879790076'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://burgeesra.blogspot.com/2007/10/byk-zaferler-byk-savalarla-kazanlrbyk.html' title='Büyük zaferler büyük savaşlarla kazanılır,büyük savaşlar büyük kumandanların harcıdır!!!'/><author><name>ESRABURGE</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5748142287223188849.post-654591102759811921</id><published>2007-09-18T05:33:00.000-07:00</published><updated>2008-12-10T14:07:28.527-08:00</updated><title type='text'>Ellerimiz var bizim!!!</title><content type='html'>kitabın adı:POSTA KUTUSUNDAKİ MIZIKA&lt;br /&gt;kitabın yazarı:ALİ URAL&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_NFCIPgVEgr8/Ru_GBFjrgaI/AAAAAAAAABA/p2yMz6_j_uo/s1600-h/Ã¶pÃ¼cÃ¼Ã¼k.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5111521824062800290" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_NFCIPgVEgr8/Ru_GBFjrgaI/AAAAAAAAABA/p2yMz6_j_uo/s200/%C3%B6p%C3%BCc%C3%BC%C3%BCk.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;Çağırırken yüzünü, kovarken sırtını, iki yana salladığında ayrıldığını gösteren, ‘dur!’ derken dik, ‘geç bunları!’ derken eğik duran, açıldığında isteyen ve veren, yumulduğunda öfkelenen ve vuran, üst üste geldiğinde Allah’ı, iç içe geldiğinde kulları öven, kışın sobaların, yazın denizlerin tercümanlığını yapan,kura çekerken titreyen, bıçak çekerken titreten, makasçılarla trenlerin, terzilerle kadınların yolunu değiştiren, şekillere giren ve şekiller veren, şifreyi kurcalarken rakamları, buket yaparken çiçekleri, cinayet işlerken mermileri okşayan ,söndüren ve yakan,çözen ve dolaştıran ,çizen ve silen,kazan ve gömen,kuran ve yıkan,gölgesi çocuklara tavşan, büyüklere kurt masalı anlatan,kutsal kitabın üstünde sıcak,taşın altında soğuk ellerimiz var bizim..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ellerimiz var,çünkü ellerimiz falcıların elinde okunmak için değil,amalar gibi okumak,ahrazlar gibi konuşmak için var.Ellerimiz bir yüzü tarif etmek için dokunuyor, ellerimiz bir sözü tarif etmek için oynuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi ben bu elleri ne yapayım?Bulunmasalar saklardım tavan aralarında.Eğer yeryüzündeki bütün elleri bir masanın üzerine koysalar,elini bulabilirdim onların içinden..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Kararma yağmayacaksan,kürek çekme mahkumu olmayacaksan,Sorma, tahammülün yoksa cevaba.Saati kurma durduracaksan!!&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5748142287223188849-654591102759811921?l=burgeesra.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://burgeesra.blogspot.com/feeds/654591102759811921/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5748142287223188849&amp;postID=654591102759811921' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5748142287223188849/posts/default/654591102759811921'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5748142287223188849/posts/default/654591102759811921'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://burgeesra.blogspot.com/2007/09/ellerimiz-var-bizim.html' title='Ellerimiz var bizim!!!'/><author><name>ESRABURGE</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_NFCIPgVEgr8/Ru_GBFjrgaI/AAAAAAAAABA/p2yMz6_j_uo/s72-c/%C3%B6p%C3%BCc%C3%BC%C3%BCk.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5748142287223188849.post-2037374043552358491</id><published>2007-09-11T03:34:00.000-07:00</published><updated>2007-09-11T03:38:01.935-07:00</updated><title type='text'>‘Boş ellerle doğmak,ölmek boş ellerle..Yaşamı tüm doluluğu ile gözledim boş ellerle..Marlo Morgan</title><content type='html'>Kitabın adı: BİR ÇİFT YÜREK&lt;br /&gt;Kitabın yazarı: MARLO MORGAN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kitabı defalarca okumayı erteledim.Düzenlediğim kitap listesinde bile hep en sona attım.Çok sıkıcı olacağını tahmin ettim.Sonunda okumaya karar verdim.Yaşanmış bir hikayeydi anlatılan.Hikaye Kansas City’de başlıyor.Koruyucu hekim olarak çalışan 50 yaşlarında Amerikalı bir kadının bir gün aldığı teklifle hayatı tamamıyla değişir.Hekim arkadaşının Tavsiyesiyle Avustralya ya çalışmaya gider.Orda Avustralya yerlileri ile çok başarılı işler yaptığı için bir gün ödül törenine davet edilir fakat bu davet sandığı davetlerden çok farklı olur.Avustralya yerlileri olan Aborijinlerin yaşamlarının tam ortasına gelir..Fakat bu hayat normal hayatlardan farklı olacaktır.giyimleri,yemekleri, yaşam tarzları..&lt;br /&gt;Bu kabileyle beraber 4 ay süren ve çölü boydan boya geçmek için bir yürüyüşe çıkarlar.Morgan, bu insanların 50.000 yıllık kültürlerinin felsefesi ve bilgeliğiyle tanışır.Dayanıklılığının her gün sınandığı bu zorlu yolculukta karşılaştığı her zorlukla birlikte ruhu da değişime uğrar.Bu yerliler çölde yaşamaktadırlar.Kıyafetleri sadece bir bezden oluşur.Dünyaya ait hiçbir şeyleri yoktur.Hep doğal yaşarlar.Ne yiyeceklerini hiç düşünmezler çünkü o günkü rızıklarını mutlaka alacaklarını düşünürler.Vücutları okadar dayanıklıdır ki hiçbir acı duymazlar.Yerliler arasında herkesin becerisine göre isim verirler.Şifacı kadın,taş kırıcı…gibi.Vahşi hayvanlardan korkmazlar çünkü onların varlılığının bir sebebe ait olduğunu düşünürler.Temizliklerini ve ihtiyaçlarını hep doğadan karşılaşmaktadırlar.Güçlü doğal şifa yöntemlerine tanık olup onların canlılarla ilgili farkındalıklarının ne kadar derin ve anlamlı olduğunu da anlamaya başlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘’Bir sınavın üstesinden gelmenin tek yolu, onunla yüzyüze gelebilmektir..’’&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5748142287223188849-2037374043552358491?l=burgeesra.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://burgeesra.blogspot.com/feeds/2037374043552358491/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5748142287223188849&amp;postID=2037374043552358491' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5748142287223188849/posts/default/2037374043552358491'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5748142287223188849/posts/default/2037374043552358491'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://burgeesra.blogspot.com/2007/09/bo-ellerle-domaklmek-bo-ellerleyaam-tm.html' title='‘Boş ellerle doğmak,ölmek boş ellerle..Yaşamı tüm doluluğu ile gözledim boş ellerle..Marlo Morgan'/><author><name>ESRABURGE</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5748142287223188849.post-1169338927812707320</id><published>2007-09-02T04:19:00.000-07:00</published><updated>2008-12-10T14:07:28.828-08:00</updated><title type='text'>Bir aşk hikayesi..</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_NFCIPgVEgr8/RtqcfJVhWWI/AAAAAAAAAAs/9bxgtj0cEog/s1600-h/load140377.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5105565186473941346" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_NFCIPgVEgr8/RtqcfJVhWWI/AAAAAAAAAAs/9bxgtj0cEog/s200/load140377.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Kitabın adı:BİR AŞK HİKAYESİ&lt;br /&gt;Kitabın yazarı:EMİLE ZOLA&lt;br /&gt;Okumak için seçtiğim kitaplar arasında bir tane de roman olsun istemiştim.hatta derin bir aşk hikayesi olursa iyi gider dedim.Kitabın adından da etkilendim.Olay Pariste geçiyordu.Juliette Deberle ve kocası Henri Deberle zengin bir ailedir.Yan komşuları Helene ve kızı Jeanne bilikte yaşamaktadırlar.Bu iki aile sıkı birer dost olmuşlardır.Fakar Henri,Heleneye aşık olmuştur,bu durumu Jeanne şiddetle kıskanmaktadır.Acı bir sonla bu aşk son bulur.Fakat yazar okadar çok tasfir yapmış okadar çok ayrıntıya dalmış ki kitabın yarısına geldiğimde bile ortada hala bir aşk yoktu.Dışarda yağmurdan düşen yaprağın şeklinden, sofrada ki ne yedikleri yemeğe kadar yazar ayrıntıyı anlatıyordu.Kitap 340 sayfa, buna rağmen 250.sayfada bile durum hala aynı..İnanın bana kitaptan çok sıkıldım.Yazar bana kızmasın ama sanki sadece kitap yazmak için yazmıştı.Kitabıda yarım bırakamadım bitirmek zorunda kaldım.Belki bir kitapta ne kadar çok tasfir yapılırsa okadar güzel olur.Bu okuyucuya göre değişir.Ben bir okuyucu olarak hoşlanmadım.&lt;br /&gt;''Ancak yazıya geçmiş düşüncenin değeri vardır;geri kalanlar boş bir çırpınmalardan,rüzgarın alıp götürdüğü bir saatlik hayallerden başka bir şey değildir..'' EMİLE ZOLA :))&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5748142287223188849-1169338927812707320?l=burgeesra.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://burgeesra.blogspot.com/feeds/1169338927812707320/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5748142287223188849&amp;postID=1169338927812707320' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5748142287223188849/posts/default/1169338927812707320'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5748142287223188849/posts/default/1169338927812707320'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://burgeesra.blogspot.com/2007/09/bir-ak-hikayesi_02.html' title='Bir aşk hikayesi..'/><author><name>ESRABURGE</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_NFCIPgVEgr8/RtqcfJVhWWI/AAAAAAAAAAs/9bxgtj0cEog/s72-c/load140377.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5748142287223188849.post-2040133514586528722</id><published>2007-08-27T03:23:00.000-07:00</published><updated>2007-08-28T03:44:08.547-07:00</updated><title type='text'>HİÇ HAYALLERİNİZDEN SIFIR ALDINIZ MI ?</title><content type='html'>Bu öykü, çiftlikten çiftliğe, yarıştan yarışta koşarak atları terbiye etmeye çalışan gezgin bir at terbiyecisinin genç oğluna kadar uzanır. Babasının işi nedeniyle çocuğun orta öğretimi kesintilere uğramıştı. Orta ikideyken, büyüdüğü zaman ne olmak ve yapmak istediği konusunda bir kompozisyon yazmasını istedi hocası.. Çocuk bütün gece oturup günün birinde at çiftliğine sahip olmayı hedeflediğini anlatan 7 sayfalık bir kompozisyon yazdı. Hayalini en ince ayrıntılarıyla anlattı. Hatta hayalindeki 200 dönümlük çiftliğin krokisini de çizdi. Binaların, ahırların ve koşu yollarının yerlerini gösterdi. Krokiye, 200 dönümlük arazinin üzerine oturacak 1000 metrekarelik evin ayrıntılı planını da ekledi. Ertesi gün hocasına sunduğu 7 sayfalık ödev, tam kalbinin sesiydi.. İki gün sonra ödevi geri aldı. Kağıdın üzerinde kırmızı kalemle yazılmış kocaman bir "0" ve "Dersten sonra beni gör" uyarısı vardı. "Neden "0" aldım?" diye merakla sordu hocasına, çocuk.. "Bu senin yaşında bir çocuk için gerçekçi olmayan bir hayal"dedi, hocası.. "Paran yok. Gezginci bir aileden geliyorsun. Kaynağınız yok. At çiftliği kurmak büyük para gerektirir. Önce araziyi satın alman lazım. Damızlık hayvanlar daalman gerekiyor. Bunu başarman imkansız" ve ekledi:"Eğer ödevini gerçekçi hedefler belirledikten sonra yenidenyazarsan, o zaman notunu yeniden gözden geçiririm." Çocuk evine döndü ve uzun uzun düşündü. Babasına danıştı. "Oğlum" dedi babası "Bu konuda kararını kendin vermelisin.Bu senin hayatın için oldukça önemli bir seçim!." Çocuk bir hafta kadar düşündükten sonra ödevini hiçbir değişiklik yapmadan geri götürdü hocasına.. "Siz verdiğiniz notu değiştirmeyin" dedi.. "Ben de hayallerimi.."..... O orta 2 öğrencisi, bugün 200 dönümlük arazi üzerindeki 1000 metrekarelik evinde oturuyor. Yıllar önce yazdığı ödev şöminenin üzerinde çerçevelenmiş olarak asılı. Öykünün en can alıcı yanı şu: Aynı öğretmen,geçen yaz 30 öğrencisini bu çiftliğe kamp kurmaya getirdi. Çiftlikten ayrılırken eski öğrencisine "Bak" dedi, "Sana şimdi söyleyebilirim. Ben senin öğretmeninken,hayal hırsızıydım. O yıllarda öğrencilerimden pek çok hayal çaldım. Allah' tan ki, sen, hayalinden vazgeçmeyecek kadar inatçıydın..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;HAYALLERİNİZDEN ASLA VAZGEÇMEMENİZ DİLEĞİYLE!!&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5748142287223188849-2040133514586528722?l=burgeesra.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://burgeesra.blogspot.com/feeds/2040133514586528722/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5748142287223188849&amp;postID=2040133514586528722' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5748142287223188849/posts/default/2040133514586528722'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5748142287223188849/posts/default/2040133514586528722'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://burgeesra.blogspot.com/2007/08/hi-hayallerinizden-sifir-aldiniz-mi.html' title='HİÇ HAYALLERİNİZDEN SIFIR ALDINIZ MI ?'/><author><name>ESRABURGE</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5748142287223188849.post-6768226931651607653</id><published>2007-08-27T03:22:00.000-07:00</published><updated>2008-12-10T14:07:28.998-08:00</updated><title type='text'>‘’Hikmetleri kelimelerin kalplerine indiren Rabbim’e hamd olsun!’’</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_NFCIPgVEgr8/RtqdMpVhWXI/AAAAAAAAAA4/NFOut-FWIDA/s1600-h/gemi%201.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5105565968157989234" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_NFCIPgVEgr8/RtqdMpVhWXI/AAAAAAAAAA4/NFOut-FWIDA/s200/gemi%25201.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Kitabın adı:İSİMLE ATEŞ ARASINDA&lt;br /&gt;Kitabın yazarı:NAZAN BEKİROĞLU&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;‘’Hikmetleri kelimelerin kalplerine indiren Rabbim’e hamd olsun!’’&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;Böyle başlıyordu kitabın ilk cümlesi..okumadan geçmek mümkün değildi tabiî ki.İsimlerin varlıklardan önce yaratıldığını söylüyordu.Allah’ın Adem’e ilk önce isimleri öğrettiğini ve sonra hayatları yarattığını söylüyordu.Bu yüzden Adem(a.s) meleklerden üstün kılınmıştı.İsim hayattan evveldi.İsim sebepti bu yüzden..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her padişah bir isimdi.Mehmet,Selim, Süleyman..Fakat kendi hayatını taşımayıp başına bir sayı sıfatı koyulduğunda yitirmişti kendine özgü padişahlığını.Her biri aynı değildi muhakkak..Bir değil çok hayat yaşadığında ve hayat bir isme sığmadığında kendine koyulan bir diğer isim koyulurdu.Onu diğerlerinden ayıran isim;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fatih Sultan Mehmed..&lt;br /&gt;Kanuni Sultan Süleyman..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Varlık isimdi. Yokluk? ölüm.O da isimsizlik demekti…&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5748142287223188849-6768226931651607653?l=burgeesra.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://burgeesra.blogspot.com/feeds/6768226931651607653/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5748142287223188849&amp;postID=6768226931651607653' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5748142287223188849/posts/default/6768226931651607653'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5748142287223188849/posts/default/6768226931651607653'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://burgeesra.blogspot.com/2007/08/kitabn-adisimle-ate-arasinda-kitabn.html' title='‘’Hikmetleri kelimelerin kalplerine indiren Rabbim’e hamd olsun!’’'/><author><name>ESRABURGE</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_NFCIPgVEgr8/RtqdMpVhWXI/AAAAAAAAAA4/NFOut-FWIDA/s72-c/gemi%25201.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5748142287223188849.post-7752339939156138340</id><published>2007-08-27T03:04:00.002-07:00</published><updated>2007-08-27T04:44:13.197-07:00</updated><title type='text'>'KAZANMAN YADA KAYBETMEN DEĞİL,NE ÖĞRENDİĞİN ÖNEMLİ..'</title><content type='html'>&lt;strong&gt;KİTABIN ADI:7.VİTES&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;KİTABIN YAZARI:MELİH ARAT&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Viyana da bir pamuk ihracatçı olan bir şirkette stajyer olarak çalışmaya başlayan Peter Drucker’ın nasıl sıra dışı yaşadığını dikkatle okudum.Sayın Melih Arat’ın da özenle bahsettiği Bay Drucker’ın birkaç sıra dışı önemli ipuçlarını sizinlede paylaşmak istedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;· &lt;span style="font-size:130%;"&gt;Mükemmele ulaşmak için bir kez daha dene kaç yaşında olursa ol!&lt;br /&gt;· İnsanların değil, Allahın dikkatini çekecek kadar mükemmel bir iş yap!&lt;br /&gt;· İnsan diğer insanların beklenti sınırlarında değil,Allah için çabalamalı..&lt;br /&gt;· Her konuda bilgi sahibi ol..&lt;br /&gt;· Yaptıklarının ve yapamadıklarının farkında ol..&lt;br /&gt;· Yapman gerekeni bil..&lt;br /&gt;· Kararlarını ve sonuçlarını karşılaştır..&lt;br /&gt;· Öldükten sonra neyle hatırlanmak istiyorsan öyle davran..&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Sıradan bir hayat yerine sıra dışı yaşamanız dileğiyle…&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;ESRA BURGE&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5748142287223188849-7752339939156138340?l=burgeesra.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://burgeesra.blogspot.com/feeds/7752339939156138340/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5748142287223188849&amp;postID=7752339939156138340' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5748142287223188849/posts/default/7752339939156138340'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5748142287223188849/posts/default/7752339939156138340'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://burgeesra.blogspot.com/2007/08/kazanman-yada-kaybetmen-deilne-rendiin.html' title='&apos;KAZANMAN YADA KAYBETMEN DEĞİL,NE ÖĞRENDİĞİN ÖNEMLİ..&apos;'/><author><name>ESRABURGE</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5748142287223188849.post-3362482568920473513</id><published>2007-08-17T04:18:00.000-07:00</published><updated>2007-08-17T04:23:08.197-07:00</updated><title type='text'>'hayal edilen bir taç sahibi olmak değil,kral olmaktır.'</title><content type='html'>kitabın adı:MARKA OLMAK İSTİYORUM&lt;br /&gt;kitabın yazarı:DAN HERMAN&lt;br /&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;br /&gt;Müşterileriniz, başkalarıyla mukayese edilemeyecek, yerini kimsenin dolduramayacağı bir çizgiyi yakaladığınıza inanırlarsa ve rakipleriniz Sizi taklit edememeye başladığında her koşulda özel bir tekel oluşturursunuz. Bir marka, kaliteyi, hatta bir ideolojiyi, ayırıcı bir kültürü hayattaki ihtirası, hür bir ruhu anımsatır. Yazar markaya bakışını böyle açıklamış. Fakat asıl iddiayı Saatchi&amp;saatchi reklâmcılık firmasının dünya CEO’su ve ‘Lovemarks’ın yaratıcısı Kevın Roberts ortaya atmış.&lt;br /&gt;Roberts yöneticilik yapmaya başladığı zaman hem çalışanlarını hem de müşterilerini memnun edecek yeni vizyon ortaya koydu.’Lovemarks’adlı bir kavram oluşturdu.Bu yaklaşımının iki avantajı vardı.birincisi reklam veren için büyük bir vaatti.onlara markalarının tüketiciler tarafından sevmesini sağlayacaklarını iddia ediyorlar.Sadece ‘tercih etmek’ veya ‘arzulamak’ değil; ‘sevmek’..Bunu kim istemez ki?İkincisi ise, konseptin hatırlanması kolay bir basitliğe sahip olacak olması..&lt;br /&gt;Onun  ortaya attığı münakaşanın temelini oluşturan düşünceye göre, ‘en iyisi firmanızın hem sevilmesi hem de sayılmasıdır. Roberts’ın modelinde bu, birbirinden bağımsız ama yolları kesişen iki bıçaktır.Saygı sevgiyi etkilememektedir ve sevginin de saygı üzerinde bir etkisi yoktur.Hem sevilen hem de sayılan markalar olmalıdır.Bunlar süper marka tipleri olan ve tükericiler tarafından kendilerine sadakat duyulan Google, Apple, Coca-cola, Nike ve Starbucks gibileridir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazara göre 10 adımda karşı konulmaz markalaşmaya doğru gidiş formullerinden bahsetmek istiyorum.&lt;br /&gt;1.Pazarlama senaryosu: Pazarlama senaryonuz bir fındıkkabuğu içine girebilmelidir.&lt;br /&gt;2.Ne tür bir markayı geliştirmek üzeresiniz karar vermelisiniz.&lt;br /&gt;3.Hedef müşteri kitleniz, onlara sunmaya hazırladığınız ürünü kabullenmeye hazır mı?&lt;br /&gt;4.Hedef müşteri kitlenizin motivasyonunu yolun en başında anlamalısınız.&lt;br /&gt;5.Marka vaadinin tanımlanması gerekir.&lt;br /&gt;6.Olası vaadleri ortaya koymalısınız.&lt;br /&gt;7.Markanın stratejisini seçmelisinz.&lt;br /&gt;8.Ümit edilen psikolojik değişikliğe ulaşabilmek için ne gibi bir zihin değişikliğine gerek var?&lt;br /&gt;9.Müşterileriniz ne kadar ilgilidir?&lt;br /&gt;10.Müşterinizin inançları haline gelebilmek için nasıl davranılmalıdır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazar Dan Herman’a göre Bir marka kendi standartını kendi geliştirir. Onun bir liderlik vasfı vardır.İyi markaların gerisinde yaratıcıların ortaya attığı efsaneler, esrarengiz üretim yöntemleri, gizli formuller yatar.iyi bir marka kendine karşı her zaman çok ciddi davranır.lüks bir marka asla demokratik yönetilmez.Ancak dikta benzeri yöntemlerle, otoriter ve dahi yaratıcılarlai şirket içinde ve dışında ürün için güçlü tutkular gösterebilen, en basit detayda bile ukalalık edebilen ilhamlı liderlerle yönetilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;                                   ‘’Hayal edilen, bir taç sahibi olmak değil,&lt;br /&gt;                                                              kral olmaktır.’’&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5748142287223188849-3362482568920473513?l=burgeesra.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://burgeesra.blogspot.com/feeds/3362482568920473513/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5748142287223188849&amp;postID=3362482568920473513' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5748142287223188849/posts/default/3362482568920473513'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5748142287223188849/posts/default/3362482568920473513'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://burgeesra.blogspot.com/2007/08/hayal-edilen-bir-ta-sahibi-olmak.html' title='&apos;hayal edilen bir taç sahibi olmak değil,kral olmaktır.&apos;'/><author><name>ESRABURGE</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
